والسارق والسارقة فاقطعوا أيديهما جزاء بما كسبا نكلا من الله والله عزيز حكيم


Erkek hırsızın ve kadın hırsızın güçlerini/ellerini, yaptıklarına karşılık kesin/işaretleyin. Bu ALLAH’ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir.*


  • Ayette “kesin“ diye çevirdiğimiz kelimenin benzer formu olan “QaTaA’“ Kuran’da 19 ayette geçer. 5:38 ayetinin dışındaki yerlerin hemen hepsinde “ilişkiyi kesme“ veya “son verme“ gibi fiziksel olmayan veya mecazi anlamlarda kullanılır (2:27; 3:127; 6:45; 7:72; 8:7; 9:121; 10:27; 11:81; 13:4; 15:65; 15:66; 13:25; 22:15; 27:32; 29:29; 56:33; 59:5; 69:46).
  • Bunlardan sadece 13:4’teki kullanımı fiziksel anlamda olup 69:46 ise tartışmalıdır. Söz konusu kelimenin bir başka formu olan QaTTaA’ ise Kuran’da 17 kez geçer. Bu şeddeli form, hem fiziksel olarak kesip atmak (5:33; 7:124; 20:71; 26:49; 13:31) hem mecazen ilişkiyi kesmek (2:166; 6:94; 7:160; 7:167; 9:110; 47:15; 47:22; 21:93; 22:19; 23:53) ve hem de fiziksel olarak kesip yarma/çizme anlamında kullanılır (12:31; 12:50). 12:31 ayetinde Yusuf peygamberin yakışıklılığına hayran kalarak heyecanlanan kadınların meyve bıçağıyla “ellerini kestiği“ anlatılır. Kuşkusuz, kadınlar ellerini kesip koparmadılar.
  • 5:38 ayeti ile 12:31 ayeti arasındaki anlam ilişkisi, matematiksel ilişkiyle de destekleniyor gibi. “El kesme“ ifadesinin geçtiği her iki ayetin sure ve ayet numaralarını topladığımızda her ikisinden de 43 rakamını elde ederiz. Bu matematiksel ilişki, 19 koduyla da desteklenir. 12:31 ayetinden tam 19 ayet sonra “el kesme“ ifadesine bir kez daha rastlıyoruz.
  • Bu matematiksel ilişkileri bir delil olarak değil, sadece ilginç bir gözlem olarak sunuyoruz. Böylece, hırsızların ellerinin kesilmesini emreden ayeti, (1) ellerinin kesilip koparılması, veya (2) ellerinin çizilerek ve yarılarak kesilmesi, veya (3) mecazi anlamda, yani hırsızlıkla ilişkilerini kesecek önlemlerin alınması gibi üç değişik biçimde anlamak mümkün. Bu seçeneklerden birini veya suçun ağırlık derecesine göre kombinasyonunu tercih etmek topluma kalmıştır.
  • (Bak: 7:52). Hırsızlık olayını sadece bireysel bir suç olarak kabul etmek doğru olmaz. Aile yapısı, toplum normları, sosyal kurum ve değerleri de bu suçun işlenmesinden sorumludur.
  • Aile bağlarının güçlü, sosyal yardımlaşmanın yaygın, gösteriş ve savurganlığın az olduğu bir toplum hırsızlık olayını minimuma indirebilir. Kuran’ın öngördüğü cezalar böyle bir toplumda caydırıcı olur. Peygamberin şari’ (yasa koyucu) olduğunu ileri sürenler için, bu ayet tek basına bir cevaptır. Muhammed Peygamber hayattayken bile yasa kaynağı olarak ona danışmak isteyen Yahudiler kınanıyor ve Tanrının hükümlerini içeren Tevrat ellerinde bulunurken nasıl olur da Muham­med Peygambere danıştıkları eleştiriliyor. Muhammed Peygamber döneminde yasayan Müslümanlar, ellerinde Tanrının hükümlerini içeren Kuran dururken böyle bir inkârcılık ve cehalet örneği göstermediler.
  • Nitekim 6:114; 98:5 ve daha nice ayetler dinin kaynağının sadece Tanrıya ait olduğunu bildirir.
  • Ancak, konu dini hüküm ve kural ortaya koymak değil de, Müslümanların günlük işlerindeki anlaşmazlıkları olunca o zaman Müslümanlar seçtikleri kişilere ve kurumlara danışmak zorundadır.
  • Muhammed Peygamber hayattayken Medine Site devletinin seçilmiş lideri olduğu için önemli anlaşmazlıklarda kendisinin hakem yapılması gerekirdi.
  • Bak: 4:60. Kısacası, dini konularda yasama yetkisi sadece Tanrıya ait olup, yargı ve yürütme yetkileri ise Müslümanların seçtikleri kişilere bırakılmıştır.

login form
mealteklif.com

Öneride bulunmak için giriş yapın.

Şifrenizi mi unuttunuz?

Hesabınız yoksa kaydolun

Hizmet şartları Gizlilik politikası

Kuran çevirileri öneri sayfası

posta@mealteklif.com